Kortizon Nedir?

Kortizon, vücutta yağ ve karbonhidrat metabolizmasının düzenlenmesini sağlayan en önemli hormonlardan biridir. Böbreküstü bezlerde üretilir ve tıp alanında birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Kortizon tedavisi ağız yolu, damar yolu, cilt yolu ve eklemlere enjekte şeklinde yapılabilmektedir. Kortizon vücutta karbonhidrat ve yağ metabolizmasını düzenlemek için görev yapmaktadır. Günlük vücutta üretilen kortizon oranı kişiden kişiye değişiklik gösterebilmektedir. Zayıf yapılı insanlara oranla kilolu insanlarda kortizon üretimi daha fazladır. Vücutta salgılanan kortizon miktarı, vücut sıcaklığına, kan basıncına ve zamana bağlı olarak değişebilir. Vücutta kortizon üretimi sabah saatlerinde daha fazla gerçekleşir ve aşırı sinir ve stres anında kortizon yaklaşık 10 kat daha artarak salgılanabilir.

Gün boyunca insan vücudunun salgıladığı kortizon miktarı farklıdır. Örneğin; istirahat halindeki normal bir insanın salgılamış olduğu kortizon miktarı günlük 15-40 mg arasında değişmektedir. Ancak şişman insanlarda kortizon üretimi %50 daha fazladır.

Gün içerisindeki vücudun salgılamış olduğu kortizon miktarı vücut ısısı, kan basıncı, gece ve gündüz olmasına bağlı olarak değişim göstermektedir. İnsan vücudu kortizonu en fazla sabah saatlerinde salgılar, sinir anında ise bu salgılama normalin on katına kadar çıkabilmektedir.

Halk arasında kortizon olarak bilinen madde, tıp literatürüne göre aslında insan vücudu içerisinde bulunan bir hormondur. Böbrek üstü bezlerinin üst kısmından salgılanır. Genellikle yoğun olarak sabahın ilk saatlerinde, uyanma evresi ile birlikte salgılanan kortizonun vücuttaki işlevi, insanın günlük hayat akışı içerisinde oluşabilecek olaylara karşı hazırlanmasına yardımcı olmaktır. Sabah saatlerinde maksimum seviyesinde, gün içerisinde ise daha az salgılanmaktadır. Beyinden gelen sinyaller vasıtasıyla harekete geçen kortizon, tek başına hareket etmemekte ve beyine bağlı çalışmaktadır.

İlk olarak 1938 yılında keşfedilen kortizon hormonu, 1950 yıllarından beri kortizon tedavisi adı altında tedavi yöntemi olarak uygulanmaktadır. Başlangıçta, vücutta yer alan hormonun aynısı tedavi amaçlı kullanılmış iken son dönemlerde daha güçlü etkisi ve daha düşük yan etkileri olduğu kanıtlanan sentetik kortizon türevleri kullanılmaktadır.

Kortizon üretimi hayatın 3. haftası başlar ve yaşam boyu kortizon üretimi devam eder. Eğer vücutta bazı faktörlerden dolayı kortizon üretimi azalmış ya da hiç üretim gerçekleşmiyorsa mutlaka dışarıdan vücuda kortizon yüklenmelidir.

Kortizon Tedavisinde Dikkat edilmesi Gerekenler:

Kortizon eğer vücuda gerekli olan orandan daha fazla alınırsa, kilo artışı ve yüksek tansiyon gibi sonuçlara neden olabilir. Dolayısı ile uzun vadeli tedavilerde beslenme listesi uzman bir doktor tarafından hazırlanmalıdır. Kilo artışını önlemek için kalorili besinlerden, hayvansal yağlardan uzak durulmalıdır. Kilo kontrolü için haşlanmış gıdalar tercih edilmelidir.

Kortizon tedavisi uygulanan hastalarda, kortizon tuz tutulumuna neden olabileceği için tedavi boyunca tuz tüketiminden kaçınmak gerekmektedir.

Kortizonun bir başka etkisi de vücutta potasyum eksikliğine yol açabilmesidir. Bu nedenle tedavi sürecinde potasyum yönünden zengin gıdalar ile beslenmek faydalı olacaktır. Kortizonun neden olabileceği aşırı kiloya karşı tedavi boyunca özel diyet uygulamak hasta için gereklidir.

Kortizon Tedavisinin Uygulandığı Hastalıklar Nelerdir?

-Romatizmal hastalıklar
-Kan hastalıkları
-Sinir sistemi hastalıkları
-Kalp ve damar hastalıkları
-Bağ dokusu hastalıkları
-Alerjik hastalıklar
-Tümör tedavileri
-Karaciğer hastalıkları
-Böbrek ve idrar yolu hastalıkları
-Hormonal hastalıklar
-Zehirlenmeler ve sıcak çarpmaları
-Göz hastalıkları
-Şoklar

Kortizon bazı hastalıklarda tek çözüm tedavi yöntemi olsa da fazla alındığında geri dönüşü olmayacak hastalıklara da sebep olabilmektedir.

Kortizon Tedavisinin Yan Etkileri:

Kortizon tedavisi vücutta kalsiyum eksikliğine neden olabileceği için dışarıdan kalsiyum desteğine ihtiyaç duyulabilir. Kortizonun kullanımında olumsuz etki olarak kemik erimesi ortaya çıkabilir. Devamlı kortizon tedavisi uygulanan hastaların diyet listelerinde kalsiyum ve D vitamini yönünden zengin gıdalara ağırlık verilmelidir. Kortizon nedeni ile oluşabilecek diğer komplikasyonlar;

  • Gelişim bozukluğu
  • Tüylenme
  • Kaslarda güçsüzlük
  • Psikolojik problemler
  • Adet bozuklukları
  • Göz kusurları
  • Mide sorunları
  • Şeker ve tansiyon artışı
  • Ayrıca kortizon tedavisinde ilaç dozu aşılırsa depresyon gibi ciddi rahatsızlıklara yol açabilir.

Kortizon tedavisi kan şekerini de yükselttiği için, uzun vadede diyabet gibi rahatsızlıkların gelişimi söz konusu olabilmektedir.

Kalsiyum metabolizması üzerinde önemli etkileri olduğundan, kemikten kalsiyumu çözüp böbreklerden atılımına neden olduğu için de yine uzun vadede kemik erimesi gibi sorunlara neden olabilmektedir.

Çocuklarda büyüme ve gelişme geriliği, psikolojik rahatsızlıkları olanlarda bu rahatsızlığın artması veya aktifleşmesi, bunun dışında endokrin sistem ile ilgili öenmli yan etkiler, ödem, ülser, katarakt, kas güçsüzlüğü gibi kemik iliğinde kan yapımı ile ilgili bir takım yan etkilere sebep olmaktadır.

Kortizon tedavisinin bir çok yan etkisi bulunduğundan, hekimin bilgisi dışında doz değişikliği yapılmamalıdır. Doz arttırımı, azaltımı veya ilacın aniden bırakılması, tehlikeli sonuçlar doğurabilmektedir. Geçmişte tedavinin aniden bırakılması sebebiyle ölüm olayları yaşandığı için bu tedavinin kesinlikle birden bırakılmaması gerekmekte, tedavinin sonunda doz, hekim kontrolünde yavaş yavaş azaltılarak böbrek üstü bezinin fonksiyonlarının yavaş yavaş eski haline gelmesi sağlanarak, azaltılarak bırakılır.

Kortizon farklı hastalıkların tedavisinde başarı ile kullanılan bir tedavi yöntemi olsa da doz aşımı yapıldığında ciddi komplikasyonlara neden olabilmektedir.

Kortizon Tedavisinin Yan Etkilerinden Nasıl Korunulur?

Kortizon tedavisi sırasında meydana gelebilme olasılığı bulunan çok sayıda yan etkinin, en aza indirilebilmesi amacıyla çoğunlukla ilacın lokal şekilde kullanılması, bir diğer ifadeyle iltihabın olduğu bölgeye uygulanması gerekmektedir. Ancak bunun mümkün olmadığı ve ilacın bütün vücuda uygulanması gereken durumlarda, ilaca en düşük dozlar ile başlanması, yan etkilerin kısmen daha düşük olmasını sağlamaktadır. İlaca bağlı yan etkilerin azaltılması amacıyla uygulanacak bir diğer yöntem, ilacın vücutta su ve tuz tutulumu yapmasından kaynaklanan bir durumdan dolayı tuz tüketiminin azaltılması gibi etkenlerde ilacın yan etkisinin azaltılmasında önemli rol oynamaktadır.

Tedavinin bir diğer yan etkisi olan kemik erimesinin engellenmesi amacıyla, kalsiyum yönünden zengin süt ve yoğurt gibi besinlerin tüketilmesi faydalı olmaktadır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.